8 Haziran 2008 Pazar

.
Canım oğlum,

Bir önceki posta Ebru Teyze'nin bıraktığı yorum ne kadar doğru; çok boşladım bloğunu, biliyorum. Halbuki hep elimde fotoğraf makinesi, her anını kareliyorum, elbet bir post hazırlarım diye.

Ama tuhaf bir yoğunluk içindeyim. Anneciğin kendi bloglarıyla ve kalan boş zamanalarında öyküleriyle meşgul olmaya çalışıyor. Üstüne (muhtemelen asla hatırlamazsın ama) şu sıralar 'korkunç' bir mızmızlık hali içerisindesin. Son birkaç haftada beni ne kadar yorduğunu anlatamam. Ulaşamıyorum sana; ağlıyorsun, mızmızlanıyorsun, bir şeyler için tutturuyorsun ve ben ne olduğunu anlamaya ve seni yatıştırmaya çalışırken dağılıyorum.

Umudum önümüzdeki çarşamba gününde. Ebru Teyze'nlerin yazlığına gideceğiz birlikte, sonra tam da babalar gününde baban gelip bizi alacak ve tatilimize devam etmek üzere, geçen sene birlikte ilk tatilimizi yaptığımız yere gideceğiz. Orada önce Deniz ve Derya abinlerle, sonra da deniz, kum ve güneş sayesinde biraz enerjini boşaltabileceğin hayalini kuruyorum.

Şimdi fotoğraflarla kaldığımız yerden itibaren kısa bir özet geçeceğim.

Küçük bir hastalık atlattık; bir gece ateş ve bolca burun akıntısıyla geçen. Ama çok şükür ki hemen atlattık. Zaten uyku düşmanı bir kişilik olarak senin böyle yattığın pek görülmemiştir.:)

Mayıs'ın 23'ünde teyzenin doğumgünüydü, sen, ben, teyzen, anneannen, deden ve henüz doğmamış bidicik kuzenin(!) hep beraber Özgürlük Parkı'ndaydık.:) Doğayı sevmeni seviyorum.:)

Ve geçen haftasonu, kiraz toplamak için İzmit taraflarında bir kiraz bahçesine gittik. Ama önce şu araba detayını belirtmeliyim; direksiyona oturtulan bir çocuk değilsin. Hatta yanlış hatırlamıyorsam bu ikinciydi ama araba kullananları o kadar dikkatle izlemişsin ki, silecekleri çalıştırmayı, direksiyonu çevirirken arada vitese de dokunmak gerektiğini, anahtar çevrilerek motorun çalıştırıldığını falan öğrenmişsin. :) Şaşırdım.:)

Ve kiraz bahçeleri... Ne güzel bir gündü! Ağaçlara tırmanıp kiraz topladık ve sen de dahil olmak üzere dalından koparıp kiraz yemek zevkine vardık. Küçük Barış'larla birlikteydik. O tecrübeliydi ve sana nasıl kirazların avuç içinde 'mıncırılması' gerektiğini öğretmeye çalışsa da, sen toplanmış kirazlardan annen yıkamadan birini bile ağzına götürmedin.:) Dalından koparıp uzattıklarımı da elimle silmemi bekledin.:) Kene hallerinin tam gaz sürdüğü şu günlerde buna cesaret ettiğimiz için kutladım kendimizi gün sonunda.:)

Oradan balık yenmeden dönülmezdi. Gittiğimiz balık çiftliğinde yemeği beklerken hâlâ kitabını açıp 'ders çalışmaya' çalışman gözlerimi yaşarttı.:))) Biliyor musun son birkaç haftadır yeni merakın farklı sayfalarda aynı resimleri bulmak.:)

Ve yeni bir durumu da not edelim buraya. Yakın bir zamanda bu evimizden taşınacağız. Hatta tatil dönüşü eşyalarımızı toplamaya bile başlayacağız. Bir sene kadar başka bir eve taşınıp, yıkılıp yeniden yapılacak evimize gelecek yaz sonu gibi dönmüş olacağız. Bu beni senin açından biraz endişelendiriyor; gittiğimiz yeri yadırgar mısın acaba?

Ama tabii bir rahatlığımız da annenin sana evin hasarlanması yönünde biraz rahatlık tanıması.:) Mesela geçen gün balkonda oturmuş sen resim yaparken ve ben de yazılarımla uğraşırken, gözümün içine bakarak izin istercesine elindeki boyayı duvarlara sürmeye başladın. Bu fikir çok hoşuma gitti ve hemen izin verdim. Deli gibi boyamaya başladın her yeri. Ama neden se kooooskoca duvar balkonu seni tatmin etmedi, önce kapının demir korkuluğunu ve ardından kapıyı boyamak istedin. Neden sınırlarını ölçmeye çalışıyorsun? Önce sınırın dahilinde özgürleşsene? Derken Aras abimizin geldiğini gördük ve onu da bu eğlenceye davet ettik. :)

Baban son haftalarda iş için sıklıkla Ankara'ya gitti. Biz de seninle ona takılıp Ankara'da blog teyzemiz Özlem'i ve tatlişko kızı Nil'i görmek istiyorduk. Dün baban onunla gidebileceğimizi söyledi ama ne yazık ki Özlem Teyze'n haftasonu gezisine gideceği için Ankara'da olamayacaktı. Ama annen bu fırsatı kaçırmak istemedi ve ne zamandır görmek istediği bir blog arkadaşını görmek üzere, seni anneannene bırakarak yola çıktı. Mızmızlıklarını anneannendeyken de sürdürmüşsün. Seni ayrı kaldığımız 24 saat boyunca o kadar özledim ki, bütün bir yol boyunca sana ulaştığımızda nasıl sevgi gösterisinde bulunacağın hayalini kurdum. Ama sonuç böyle olmadı ne yazık ki, ne sevgi gösterisi ne gülüş... Bol bol ağladın ve benim kucağımda oturmayı reddettin. Ve dünden beri 'babaaa, babaaa!' diye ağlayarak hâlâ üzmeye devam ediyorsun. Ne oldu kuzum yavrum, küstük mü yoksa? Kızdın mı seni bırakıp gittim diye?:(



4 yorum:

Ebru Oğuş dedi ki...

canım barış'cım, annen aslında biliyor neden böyle yaptığını, kısa bile olsa ayrılıkların protesto edildiğini, nazlanıldığını, ama annen olduğu için neden diye sormadan edemniyor işte:-) mızmızlıklarının da gelip geçici olduğuolunu, bir zaman mızmız olup sonra yine pamuk barış olacağını da biliyor, merak etme sen.. fotolarda süper çıkmışsın, hastayken bile tatlısın.. en çok kiraz başında sevdim seni ben bu postta, şimdi yolunu gözlüyoruz derya ve denizle, hadi acele edin biraz:-))

Seda C. dedi ki...

sema ne guzel bir post olmus boyle.
1. Baris'a mizmizlik yapiyor diye kizma, henuz gormesem de anladigim kadariyla Baris'cim gayet uyumlu bir cocuk ara sira olur boyle seyler. Hem senin "terrible 2" denen seyden haberin yok mu?
2.Arabanin direksiyonunda oturup oynamak Kayra'nin en sevdigi seylerden birisi. Ilk basta biraz karsi cikiyordum ama sadece eve geldigimiz zaman oynamasi sarti ile anlastik :)
3.Baris'in onundeki kitap da Kayra'nin favorisi (tabi ki ya-pa :)) bizim ev cocuk kitabindan gecilmiyor ama nedense bizimkisi en cok onu seviyor. Baris ile Kayra iyi mi anlasacaklar acaba?
4. Senelerdir ortalama 1.5-2 senede bir ev tasayan birisi olarak gozume buyudu sen tasinma deyince. Ama degisiklik iyi gelir bazen. Ben simdi merak ettim nereye tasinacaksiniz diye, neyse buradan anons etmeni beklemiyorum, bilahare ogrenirim:)
5. Ben de boyamak istiyorum butun duvarlari !
6. Sen cocugu birak git, takil kafana gore, sonra da cocugun kustugunu anlama... Ben ne diyeyim sana? Saka saka benimki tamamen kiskanclik:)

optum
seda

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Ah o arabayı kullanmanı sevsinler senin. Bineyim yanındaki koltuğa gezelim seninle yahu.:)

'Sınırlar dahilinde özgürleşmek' nasıl zordur değil mi? Boya kuzum sen istediğin yeri, nasılsa tadilat varmış.:)

Öperim seni. Deniz ve Derya abinlerle güzel eğlen emi... Dünya şekeri bızdıklar bir araya mı gelecekmiş. Ah o gemide ben de olsaydım.:)

OzLeM dedi ki...

Çocuk terörüne hayır! Tüm anneler, birleşinn!
Terrible 2'ya falan inanma tatlım sen. Terrible 3, terrible 4...olarak devam ediyor o hiç bitmeden. Bazen mola verildiği de oluyor tabi, haklarını yemeyelim şimdi çocuk milletinin. Ama yok yani, bitmiyor.
"Özlem teyze"si mıncıklayacak onu en kısa zamanda. Ama kucağına alamayacak beli sağlam kalsın diye. Maşallah maşallah!