
Bunlara sahiden ayrı bir post yapmak gerekirdi.:))
Ebru bizi havaalanında karşıladığında ona, Deniz ve Derya’yı görmek için çok heyecanlandığımı söylemiştim. Hatta hayranı olduğum film yıldızlarıyla ilk kez tanışacak kadar heyecanlı olduğumu da ekledim.:)) Ama gerçekten öyleydi. Hemen hemen her gün fotoğraflarını gördüğüm, videolarını izlediğim ve annelerinin dilinden sohbetlerini okuduğum bu iki tatlı su kuzusunu görür görmez sarılıp öpmek istiyordum. Bir de acaba hangisinin hangisi olduğunu anlayabilecek miyim endişesi vardı. Beraberliğimizin sonlarına doğru ancak karıştırmamayı becerebildim. Fakat sarılıp öpmek bir hayalmiş, sonradan anladım. Adamın elinden balık gibi sıyrılıp kaçıveriyorlar hemen.:) Çekingenler biraz, afacan, akıllı, haylaz, uslu, muzip… çocuklar işte, her tat var onlarda.:) Annelerinin üzerlerinde iyi bir otorite olduğunu söylemeliyim. Bu iki tatlı su kuzusunu idare edebildiği ve hiçbir şeyden eksik bırakmadığı için canım arkadaşımı kocccaamaannnn kutluyorum.:) Barış’ın öğle uykusu saatlerinde onlarla daha yakından ilgilenme imkanı buldum. Ve sarıldım fotoğraf makinesine. Muhtemelen bu fotoğraflarla Ebru’nun bloğuyla ‘pişti’ olacağız ama bizim sayfalarımızda da yer almaları gerekirdi.;-) Ayrıca küçük bir not, bu tatlişkoların bebekliklerine dair geniş bir post için Ebru’ya baskı yapacağım. Çünkü doğumlarından itibaren dünya tatlısı bu iki kuzunun ‘fotoğraflı öz geçmişleri’ (:P) görülmeye değer.:)
Deniz Kuşu
Derya Kuzusu
Kuzuyla kuş, anneleriyle sarmaş dolaş olmayı seviyorlar.
Beraberliğimiz süresince Ebru’nun ikiz annesi veya iki çocuk annesi olmakla ilgili söylediği sözleri bir kez daha hatırladım. Tabii ki yaşanmadan anlaşılmaz ama ikiz annesi olmanın iki çocuk annesi olmaktan çok farklı olduğu görülebiliyor. Ebru’cuğumun bu iki hayta oğlanla baş edip, üstüne hâlâ aşağıdaki kolajda görüldüğü gibi mutlu ve güzel görünebilmesini, öncelikle ailesinden gelen sevgiye ve kuvvetli ilişkilerine, ardından da daha ilk sohbetimizde kendini belli eden içindeki iyi niyetli, saf(!) çocuk karakterinin dışa yansımasına bağlıyorum.:) İçindeki çocuk hep yaşasın Ebrucum, hep böyle tatlı ve güzel kal…
(Defalarca kere söylememize rağmen birlikte tek bir fotoğraf çekemedik. Üstüne Ebru’nun da tek fotoğrafını hiç çekmemişim ve bunları toplu fotoğraflardan keserek oluşturabildim.:))
Bizlere dostluğunuzu, sevginizi, ilginizi, güveninizi verdiğiniz ve mutluluğunuzu paylaştığınız için bir kez daha hepinize teşekkür ederiz…
Ebru bizi havaalanında karşıladığında ona, Deniz ve Derya’yı görmek için çok heyecanlandığımı söylemiştim. Hatta hayranı olduğum film yıldızlarıyla ilk kez tanışacak kadar heyecanlı olduğumu da ekledim.:)) Ama gerçekten öyleydi. Hemen hemen her gün fotoğraflarını gördüğüm, videolarını izlediğim ve annelerinin dilinden sohbetlerini okuduğum bu iki tatlı su kuzusunu görür görmez sarılıp öpmek istiyordum. Bir de acaba hangisinin hangisi olduğunu anlayabilecek miyim endişesi vardı. Beraberliğimizin sonlarına doğru ancak karıştırmamayı becerebildim. Fakat sarılıp öpmek bir hayalmiş, sonradan anladım. Adamın elinden balık gibi sıyrılıp kaçıveriyorlar hemen.:) Çekingenler biraz, afacan, akıllı, haylaz, uslu, muzip… çocuklar işte, her tat var onlarda.:) Annelerinin üzerlerinde iyi bir otorite olduğunu söylemeliyim. Bu iki tatlı su kuzusunu idare edebildiği ve hiçbir şeyden eksik bırakmadığı için canım arkadaşımı kocccaamaannnn kutluyorum.:) Barış’ın öğle uykusu saatlerinde onlarla daha yakından ilgilenme imkanı buldum. Ve sarıldım fotoğraf makinesine. Muhtemelen bu fotoğraflarla Ebru’nun bloğuyla ‘pişti’ olacağız ama bizim sayfalarımızda da yer almaları gerekirdi.;-) Ayrıca küçük bir not, bu tatlişkoların bebekliklerine dair geniş bir post için Ebru’ya baskı yapacağım. Çünkü doğumlarından itibaren dünya tatlısı bu iki kuzunun ‘fotoğraflı öz geçmişleri’ (:P) görülmeye değer.:)
Deniz Kuşu

Derya Kuzusu

Kuzuyla kuş, anneleriyle sarmaş dolaş olmayı seviyorlar.

Beraberliğimiz süresince Ebru’nun ikiz annesi veya iki çocuk annesi olmakla ilgili söylediği sözleri bir kez daha hatırladım. Tabii ki yaşanmadan anlaşılmaz ama ikiz annesi olmanın iki çocuk annesi olmaktan çok farklı olduğu görülebiliyor. Ebru’cuğumun bu iki hayta oğlanla baş edip, üstüne hâlâ aşağıdaki kolajda görüldüğü gibi mutlu ve güzel görünebilmesini, öncelikle ailesinden gelen sevgiye ve kuvvetli ilişkilerine, ardından da daha ilk sohbetimizde kendini belli eden içindeki iyi niyetli, saf(!) çocuk karakterinin dışa yansımasına bağlıyorum.:) İçindeki çocuk hep yaşasın Ebrucum, hep böyle tatlı ve güzel kal…
(Defalarca kere söylememize rağmen birlikte tek bir fotoğraf çekemedik. Üstüne Ebru’nun da tek fotoğrafını hiç çekmemişim ve bunları toplu fotoğraflardan keserek oluşturabildim.:))

Bizlere dostluğunuzu, sevginizi, ilginizi, güveninizi verdiğiniz ve mutluluğunuzu paylaştığınız için bir kez daha hepinize teşekkür ederiz…
4 yorum:
canım sema'cım, barış'ı da alıp ilk defa böyle bir yolculuğa çıkma cesaretini gösterdiğin için, bize bu tatilde güvendiğin için, gelip evimzi neşelendirdiğin, bana kısa zamanda harika bir arkadaş, dost olduğun için, sıcaklığın, samimiyetin, sevecenliğin, güleryüzün ve bir kez daha güvenin için asıl ben sana teşekkür ediyorum. kalabak postlarını annemle birlikte okurken, sizi sevgiyle andık yeniden. barışko ve sen mutlu olduğunuz için biz daha huzurlu olabildik. sanırım bununla kalmayacağız, istanbul-ankara-izmir arası sık sık mekik dokuyacağız birlikte. insan sevdikleriyle mutlu oluyor ne de olsa... ben de seni seviyorum.
ah unutmadan, yeni header müthiş, bodrum hatırası mı? bir de öpüşüp koklaşan profil resmine bayıldım!
Yorum Gönder