Hani bazı blog yazarları kafalarına estiği gibi, alakasız birçok konuyu aynı yazıda biraraya getiriyorlar ya, vallahi çok özeniyorum. Sanki her bir konuyu ayrı ayrı, belli bir kelime sayısından az olmamak koşuluyla yazmak kuralları varmış gibi kendimi zorluyorum. Şimdi böyle bir deneme yapacağım, bakalım keyif alacak mıyım.
Kendimi de eğlendirecek oyunlar bulmakta zorlanıyorum ne zamandır. Oğluşun yaşı biraz daha büyük olsa elişi melişi bir şeyler yapar, vakit geçiririz. Ama şimdilerde kesme yapıştırma yapmayı bir kenara bırak, daha geçen gün oyun hamurunun bir parçasını afiyetle mideye indirdi. Gerçi oyun alanında gelişimi yok değil, eskiden kuklalarla, oyuncaklarıyla sergilemeye çalıştığım tiyatro gösterilerine kayıtsızdı ama şimdilerde gülüyor ve eşlik ediyor.
Yine de ben 3-5 yaşlarında çocuğu olanlara özenip, renkli kartonlardan çeşitli şekiller kestim geçen gün.
Bunlarla bazen yanyana getirip ev, ağaç, güneş kompozisyonları oluşturuyoruz bazen de Barış'ım üst üste koymak suretiyle kendince bir şeyler yapıyor.:)
Kendimizin ve çevremizdeki apartmanların bahçelerinde elimi tutmadan dolaşmaya bayılır oldu. Sanki ipini koparmış gibi atılıyor hemen yola. Merdiven inip çıkmak yeni geliştirdiklerinden. Ama o koca göbeği ve üstündeki kat kat kıyafetlerle o kadar zorlanıyor ki, çıkardığı seslerden de esin alıp onu Neşeli Ayaklar'daki Mumble'a benzetiyorum. :) Ha bir de bahçe duvarının üstündeki toprakları deşmek de zevkleri arasında.

Peki anne neden çocuğu bahçelerde dolaştırıyor da adam gibi bir parka götürmüyor? Üşeniyorum valla. Park uzak sayılır, kuzu o kadar yolu yürümek istemeyecek. E puseti çıkar mıkar da uzun iş, tutuyorum elinden doğru aşağıya. Maksat biraz yürüsün temiz hava alsın değil mi?
Akşamları TRT1'deki Kasaba programını sever oldu. Ay ben sinir oluyorum oysa! Aptal bir bilgisayar programı. Biraz Hugo taklidi. O zamanlarki Tolga Abi gitmiş yerine bilmem ne abi gelmiş. Ama oradaki bir tip 'Uç bakalııımm!' diye bağırınca dikkat kesiliyor bizimkisi. Yanında abi abla sesleri de olunca değmeyin seyrine. Kasaba'dan bir süre sonra Gece Bahçesi başlıyor. Teletubbies'lere alternatif. Sevimliler, ben onları seviyorum. Kart sesli olma ihtimali olan oğlum, onların bıcır bıcır seslerini taklit ederek ses inceltiyor.:)
Kuzu şu sıralar çamaşır makinasını kendisinin uzay aracı zannediyor. Her düğme basılmak ve çevrilmek suretiyle ana panel gibi kullanılıyor.
Dünden beri anneannesi bizdeydi. Bugün o gittiğinden beri mızmızlığı dinmedi.:( Şimdi nasıl olduysa termos ve bardaklarla oynamaya daldı da biraz kafa dinliyorum.
Erişkin bir kişinin beyni yaklaşık 1400gr. ağırlığındaymış. Bunu dün kuzu anneannesiyle odasında oynarken açık olan tv'deki Kasaba programından öğrendim.(Off yine mi buraya döndük?) Şimdilerde diyetteyim ya, aklıma hemen beynimi çıkarıp atsam yaklaşık 1,5 kg. zayıflayabileceğim geldi. 'Kafadan 1,5 kilo gider!' Hem mecâzi hem gerçek. :))))
21 Aralık geçtiğinden beri hava daha geç karamaya başladı. Ben her yıl 21 Aralık'tan ve 21 Haziran'dan sonra günlerin kısalığını, uzunluğunu sıkı bir takibe başlarım, ta ki günler sıradanlaşıncaya kadar.
Bu bloğu çok ihmal ettim. Yakında şöyle elini yüzünü bir toparlayayım diyorum. Mesela oğlumu resimlediğim çalışmalardan birini header yapayım. (Ebru'dan özendim valla.;-))
Çalışıyoruz efendim, çizim mizim yuvarlanıyoruz fırsat buldukça. Bir projemiz vardı, ona hâlâ sadığız. Gerçi planlamaya başlayalı yıl geçti ama olsun. Ağır olsun güzel olsun.;-)
Oh, yazdım karman çorman. Fena mı oldu? Yoo, okuyanı bilmem ama bana iyi geldi valla.:)
(Not: Aşağıdaki fotoğrafın konuların hiçbiriyle hiçbir alakası yoktur. Beğendim koydum.)
5 yorum:
heh soole. kuzunun blogunu ihmal etmeyelim. cok ozledim. 'kafadan 1.5 kilo!'...ay cok sevdim bunu.
ben de gecen gun saat 5de havanin aydinlik oldugunu farkedip feci sevindim. bu ara her iki bloga da yorum yazma sansim oldu ya. coook mutluyum efenim.
ya sema nedir bizim bu takıntılı durumumuz? ben de aynı dertten muzdaribim, her bir post'un kendi konusu olacak, konu dışına çıkılmayacak, fotolar uygun seçilecek, cak cek cuk yanii. brawo sen aşmak için bu durumu bir adım amışsın, çok da iyi olmuş walla, okuyan olarak bana da iyi geldi doğrusu; ben de bugün böyle mi yapsam, ama çok zor benim bazı sınırlarımı genişletmem:-(
gelelim barışkoya; bu arada ablamın oğlunun adı da barış, oradan alışkanlık var barışko diyorum barışlara:-) ; okullarında küçük sınıftalarken kağıtları yırttırırlardı bütün öğrencilere, bütün kağıtlar ufalanır (ama a4 değil tabii, ince renkli kağıtlar) sonra yine çocuklar bir torbaya doldururlardı kağıtları ve torba top olarak kullanılırdı. biz bunu evde de yapardık vaktiyle, çok severlerdi; siz de bunu deneyebilirsiniz belki evde.. kağıt yırtmaya bayılacağına eminim.. park uzak diyorsun ama haftada bir iki götür bari kızım çocuğu; gerçi şimdi bu mevsimde parklar da çamur mudur acaba?? yinde sen bilirsin tabüüüü. son olarak ; bak ben bu haftasonundan ümidimi yitirmiş değilim bilesin:-))
Şaşırtıyorsunuz bizi sayın ileri-geri:)) Nasıl oldu da 3 gün üstüste yorum alanlarımızda dolaştınız? İşler hafifledi galiba:) Yarın geleciiz, özlem gidereciiz efenim. Hatta belki bize bir kıyak geçip, kuzuyla beni sabahtan kahvaltıya davet edersiniz.:D
Bu arada sen Ebru'yla tanışmış mıydın, Deniz-Derya'nın annesi Ebru.
Ebru'cuğum İleri-Geri de benim ablam. Yani boncuk İde'min annesi.:)(Ay böyle de tanıştırma mı olurmuş?:))
Ama Ebru sen şimdi parka götür falan dedin ya, kendimi tembel, umursamaz, süklüm püklüm anne gibi hissettim. :( Ama...ama...vallahi geçen sene hemen hemen her gün götürüyordum. Hatta daha kışın başına kadar bile neredeyse haftada 3-4 çıkıyorduk. Beni bu kar havaları mahvetti arkadaşım yaa, deme öyle!:(
Genişlet sınırlarını, boşver yaa! Zaten her gün en az 2 post yazıyorsun, arada bir tembel işi yap, sıkıştırıver hepsini bir yere gitsin. Bir de geçen gün başka bir blog mu açsam demişsin ya, benim hep aklımdaydı sana söyleyecektim. Hemen bir şablon ayarlarız en küselinden.:P
Haftasonu olayından vaz geçtik:( En az 8 sat sürer diyor Bülent. O da hafif hasta, yorgunluk da cabası. Ama bence ortada bir yerlerde buluşalım bir ara, mesela (ay aklıma gelmedi) ortalarda bir yer yani.:) Havalar güzelleşince yol pek sorun olmaz, enerjik oluyor insan ne de olsa.
çok uzatmışım yorumu, kestim hemen!:S
sema'cım,
aceleci arkadasim,
emin ol 3-5 yasinda birlikte o faaliyetleri yapinca farkli olacak, sen de daha keyif alacaksin. kendini de barış'ı da bıktırma(bu bıktırma olayı ben de takıntıdır da...)!
neyse , son fotoyu ben de cok begendim.çok hoş!
bi de barışı çamaşır makinesi önünde görünce aras'ın o yaşlarını hatırladım.bulaşık ve çamaşır makinesi önü kuşuydu o da. öptüm.
Şadan'cığım işin tuhaf tarafı ne biliyor musun, bu sabırsız anne, oğlu o yaşlara geldiğinde bu kez ilkokul çağındakilere özenip, toplama çıkartma öğretmeye kalkar!:)
Bıktırma konusunda haklısın. Ama zaten ben de çabuk sıkılan biri olduğum için sürekli değişik şeyler bulmaya çalışıyorum. Bıkarsa tümünden bıkar.:(
Biz de öptük efem!:)
Yorum Gönder