Annem ilk başlarda bana da söz hakkı veriyordu da, kendini 'Geveze Kalem' ilan ettiğinden beri bırakmıyor sazı elinden. Zaten beni de bir süre sonra devre dışı bıraktı ve kendine seçtiği isimdeki haklılığını kanıtladı. Aman yok, ben baş edemem onunla! Bak kaç aylık oldum ağzımdan doğru dürüst kelime çıkmıyor. Daha 6 aylıkken söylediklerimi bile unuttum. Bir de diyor ki, 'Benim oğlum niye konuşmuyor?' E nasıl konuşsun, senden vakit bulabildiği mi var? Sabahtan akşama kadar vır vır vır kafamı ütülüyorsun, sussan da azıcık kafamı dinlesem diye gözünün içine bakıyorum. Bakıyorum ki susmuyorsun, başlıyorum ben de senin anlamayacağın dilden söylenmeye. Sen buna da bir kulp takıp, 'oğlum kendi kendince konuşuyor. Yakında dili sökülecek, eli kulağında!' diye avutuyorsun kendini. Ah bir bilsen sana neler sövdüğümü? Aslında anlıyorsun da işine gelmiyor değil mi? En çok 'hadıl ladıl ladılll!' diyorum ya, düşün bakalım ne demek?
13 Ocak 2008 Pazar
Barış'ın Dilinden Haftasonu Fotoromanı :-)
Neyse, herkesin içinde tartışmayalım şimdi. Hazır gitmişsin şuradan, ben de biraz içimi dökeyim yahu!
Şimdi efendim bu benim annem, aynı babam gibi 'gezenti' kişilik sahibi bir şahıstır. Onunla gezsin, bununla gezsin, oraya gitsin, buraya gitsin... Ay yorulmaz da bunlar! Hafta arası Deniz-Derya abilerimin annesiyle yazıştı ya, öğrendi ya dağa gidip kardan adam yapacaklarını, bizim gidemeyeceğimizi anlayınca kudurdu tabii. Arada derede kendini teyzemlere kahvaltıya davet ettirip, daha karga pisliğini yemeden düşürdü beni de peşinden yollara. Hırslı kadın vesselam, bütün hafta sonu dağa gidememelerinin acısını çıkaracak!
Oh, hazır kahvaltıya kurulduk! Sağolsun teyzemin katkılarıyla kendi kendime yeme çalışmalarına adım atabildim. Fena mı, istediğim kadar yerim, istediğim zaman lokmamı yutarım, istediğim zaman çatalımı yeniden doldururum... Ama annem sağ olsun (sabırsız yaradılışlı şahsiyet) arka arkaya daldırıyor çatalı ağzıma. Dur be kadın, önce şu lokmamı yutayım! dii mi ama?
Efendim bakınız nasıl da kolay öğrendim.
Tam karnımızı doyurmuşuz şöyle iki oynayıp, gidip yatacağız, uykumuzu alacağız, gezenti annem herkesi ayarttı. Neymiş hava ne güzelmiş, güneşliymiş, parklara falan mı gitselermiş? Gezentilikte annemi de sollayan bir diğer kişilik teyzem dünden razı. Ama öyle park mark değil, gidip paten kayalım diyor! Yok artık! Tabii yok diyorlar, biz değil, İde kaysın diye karar verip salıyoruz kendimizi dışarı. Valla hakları varmış ortalık bir civcivli, bir neşeli, bir keyifli ki sormayın. Fenerbahçe parkının yanındaki piste bakıp, daha önce İde ablamı kaydıran öğretmen ablayı aranıyoruz. Yarım saat sonra gelir diyorlar. Doğru parka!
Salıyorlar beni yola, kendimi kaybetmiş bir halde yürüyüp, koşuyorum. Eniştem tutturuyor şuradan bir bilet çek diye. Yahu benim sana hayrım dokunmaz, sen git şansını başkasında ara demeye çalışıp beceremiyorum, kaçıyorum yanından.
Apar topar bir masa bulup yayılıyorlar. Çantalarından renkli renkli plastikler çıkarıp köpüklü suya batırıyorlar. Aaaa bir bakıyorum ortalıkta boy boy balonlar, biri patlayıp öbürü şişiyor! Ne nedir bir anlayayım derken epeyce duruyorum olduğum yerde. Annemin lafı hazır, 'kal geldi oğluma,' diyor! Ne demekse?
Sonra yanlarına yanaşıp, çaktırmadan onları izliyorum. Bu fotoğraf tam olarak 'Ulan ben de yapabilir miyim acaba?' diye içimden geçirdiğim anın fotoğrafıdır.
Sonra bakıyorum kendi hallerine dalmışlar, aradan dereden geçiriyorum elime birini. E hemen olmuyor haliyle. Onların yaptığı balonlara işte böyle aval aval bakarken yakalıyor annem beni.
Sonra vaktimizin dolduğunu fark edip, varıyoruz buz pistine. Uzun sandalyelerden birini piste yanaştırıp oturtuyorlar beni. Neymiş, pisti yakından görecekmişim. Görmeyeyim efendim, ne var ki orada? Etraf daha şenlikli, ben onları izleyeyim çaktırmadan.
Ama İde ablam öyle mi? Olaya tam konsantre bekliyor sırasını. Heyecan dorukta. Kız işte noolucak!
Ya bu büyükler çok komik hee, düz yer varken niye gidip incecik demirler üzerinde kaygan yerde durmaya çalışırlar ki? Hoşlarına gidiyor herhalde öyle popo üstü düşüp acı çekmek! A ha, biri daha düştü, ayıp olur gülmeyeyim ama kendimi zor tutuyorum valla.:))
İde Ablam piste çıkınca herkes bir merakla onu izlemeye başlıyor. Fena sıkılıyorum artık. Tam oflayıp puflayıp , 'Ne yapsak ki?' diye düşünürken güneş ılık ılık vuruyor yüzüme. E zaten uykum da vardı, kestireyim bari şurada diyorum. Ohh, sefam olsun!
Bir uyanıyorum ki hepsi birden tıkınıyorlar. Aman yarabbi, nasıl da kurt gibi acıkmıştım! Allah Allah sesleriyle saldırıyorum hamburgere! (Bunun belgesi fotoğraf yok. Oh bilemeyeceksiniz ne kadar yediğimi!)
Sonra teyzemlere dönüyoruz. Aaa bırakıyorlar beni kendi başıma, oturup kahve içmeye başlıyorlar. Kimseden ses çıkmıyor neredeyse, öyle yorulmuşlar. Oh olsun size! Gezentiliğinizin cezasını çekin bakalım.
E ben öyle yalnız başıma oynayabilir miyim? İde ablam yolda uyumuştu, sıkıldım iyice. Biraz mızmızlanınca annem babama gidelim diyor. Ohh diyorum, gideriz şimdi sıcacık evimize, uyurum bir güzel! Ama o da ne? Annem babama 'İkea'ya gidelim mi?' diye soruyor. Babamın vereceği cevaptan hiç umutlu değilim, tabii ki gidelim diyecek. Off, dedi bile! Üstüne teyzem, eniştem,İde Ablam da(ki daha yeni uyanmıştı) 'Biz de, biz de!' diye alkış tutuyorlar neredeyse.
Yine düşüyoruz yollara. Yahu yorgunum niye anlamıyorsunuz!
Varınca İkea'ya, 'Hah!' diyorum en sonunda, 'hazır bir yatak!' Durur muyum, tırmanıyorum hemen üstüne, ama yok, çekip alıyorlar. Hiç rahat yok yaaa!
Neyse, götürdükleri yer fena değil, oynuyorum bir süre orada. Etraf çoluk çocuk dolu. Ben neye elimi atsam biri gelip götürüyor ama yağma yok! Anlayıp meseleyi çekiyorum ben de geri!
Sonra başka bir yere götürüyorlar, aman yarabbi, o ne çok televizyondur öyle! Bazıları boyumun iki katı! Bak bak bitmiyor ama ben çöktüm artık. Eve gitmek istiyoruuuummm! Ağlasam anlarlar mı acaba? Tam ağlayacakken bir bakıyorum orada da bir buz pisti, ablalar abiler kayıp kayıp düşüyorlar gecenin o vakti. Ay bunlarda hiç akıl yok! Sinirlerim bozulmuş kahkahayla gülüyorum her düştüklerinde.:)))
Artık ertesi gün neler yaptığımızı anlatamayacağım. Vallahi bittim! Nasılsa geveze annem bulur bir yolunu, anlatır eksileri gedikleri. Benden bu kadar. Fırsat bulur da alanı boş bulursam gelirim yine. Hoşçakalın...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

3 yorum:
wallaha barış'cım soluksuz okudum bir güne sığdırdıklarınızı da hayran kaldım annenlere, sen biraz şikayet eder gibisin ama istemem yan cebime koy diyorsun bence:-))pazar günü de bu kadar yoğun geçtiyse eğer sen derya ve deniz abilerinden daha çok yorulmuşsun demektir.. yalnız senin bu annen tam bana göreymiş bilesin, gezentinin önde gideni:-)))) öpüyorum seni çok, bir de anneni!!
Kışşt! Dağılın bakiim. Yokluğumda dedikodumu mu yapıyorsunuz? :)
Yahu bakmayın uyku muyku diye söylendiğine, dediğin gibi Ebru'cuğum bu çocuk gezentinin önde gidenidir. Hava yapmış size ortalığı boş bulunca.:)
baris'cim, domboliko del mondom. teyzecim uykuya daldigin huzurlu kucagin benim kucagim oldugunu yazmayi unutmussun. bir de yakışıklı eniştenden yeterince söz etmemişsin !! (mudahale var efenim:-) sasirdim !
Yorum Gönder