Günümüz, kahvaltı sonrası her zaman olduğu gibi ortalığı talan etmemizle başladı. Salonun ortasına saçılan oyuncaklardan sonra odamızdaki çekmece ve kapakları açıp, içinde bulduğumuz her şeyi boşaltmaya başladık. Sıra ayakkkabılarımızın olduğu dolaba gelince, yine önünde uzun bir süre oturup ayakkabılarımızla oynadık. Ve bu kez, henüz anne karnındayken hediye edilmiş ayakkabılarımızı giymek konusundaki ısrarımızı sürdürdük. İyi ki de öyle yapmışız, bir de baktık ki artık bize fazla büyük gelmiyorlar, giyebiliriz.:)
Kuzucuk bu durumdan o kadar memnundu ki, üstümüzü değiştirme seromonisini bile bekleyemeden cici ayakkabılarıyla keşif yürüyüşleri yaptı. Zaten sonra da giydirmek hayal oldu. Benim tatlı kuzum artık yeni ayakkabılarla ne yapılması gerektiğini biliyor, onları sürekli elleyip, kurcalayacaksın, hissedeceksin, her tür yerde nasıl göründüğüne bakacaksın... :))

Dışarıda yağmur, çamur... Ama anne, her dışarı çıktıklarında ne kadar yorulduğu konusunda akıllanmamış, hazırlıyor kuzuyu, çıkıyorlar dışarıya.
Ne yazık ki kapalı bir alanda olmak zorundalar, istikamet alışveriş merkezi.
Kısa -ve yorucu- günden elbette ki Barış kârlı çıktı. Kitaplığımıza iki yeni kitap daha kazandırmanın, dün Aras abisiyle yaptığı etkinlikten etkilenerek bir kutu pastel boya sahibi olmanın yanı sıra, 'Neşeli Ayaklar' adında biriyle tanıştık.:)

Barış ağzının tadına uygun -hani şöyle bol müzikli, renkli, abi abla sesleriyle, görüntüleriyle zenginleştirilmiş- programları izlemeye bayılır. Ama bu Neşeli Ayaklar sahiden bir başka etkiledi. Tam anlamıyla kıpırtısız izledi. (Yalan yok, ben de hemen kuruldum yanına:))
Mavi Evdeki Ayı serisinden sonra en çok yakın zamanda aldığımız Oyuncak Hikayesi'ni dikkatle takip etmişti. Her ne kadar 'sert' geçen sahnelerde hızlı sardıysam da iki cd boyunca hikayeyi baştan sona tamamladı.
Sanırım bu işlere biraz erken başladık. Ama açıkçası bu konuda seçici davranması kararımın yanlış olmadığını düşündürüyor. :)
Sanki biraz daha attı üstündeki gerginliği bizim kuzu. Tamam henüz uykuları düzelmedi ama mızmızlık yerine coşkuyu tercih ediyor yine. Günler hep böyle sürebilir, şikayetim yok. Yoksa ben üzerimdeki gerginliği attım da onun etkisi mi?:S
3 yorum:
benim lokumum delikanlı olmuş bu ayakkabılarla nasıl da yakışmış canımın içine
patron gerçekten erken başlamış bu sinema işlerine ama iyi de olmuş, arad sinema kaçamağı en çok anneye yarar:-) animasyon da olsa!!!
Annesine çekmiş sanırım bu konuda. Ben beğendiğim bir filmi bıkmadan usanmadan tekrar izleyebilirim:)
Ebru'cuğum zaten gün içinde film kaçamakları olmasa kuzunun yemeği bile zor hazır olurdu. Genelde paçalarımda ağırlık taşır gibi yaşıyorum onunla.:)
Yorum Gönder