12 Kasım 2007 Pazartesi

Kısa Kısa...

İlk kez arkadaşı Erkin geldi oğlumun geçen gün. Genelde dışarıda görüşürdük, bu kez ev ortamına geçtik. Birbirleriyle çok iletişime geçmedilerse de arada bizimki belki bir oyun koparırım diye Erkin'in peşinde dolandı durdu:)

Sonra biraz müzik çalışmaları yaptılar...


Biri çaldı biri oynadı...

Akşam onların gidişiyle Tolga'yla Canan geldi. Tolga arkadaş sınıfından zoraki 'Dayı' sınıfına aktardığımız fakat bu durumdan hiç şikayeti olmayan bir arkadaşımız. Tolga'da çocukları çeken bir şeytan tüyünün varlığından şüphe ediyoruz. Çünkü bir kere tanışmış olmasına rağmen uzun süre aklından çıkarmayan İde gibi Barış da Tolga Dayı'sını çok seviyor. Hatta uykudan uyandıktan sonra annesinin bile kucağında kısa süreyle keyif yapan kuziko o gün Tolga Dayı'sının kucağında 7-8 dakika kadar işte aynen fotoğraftaki gibi kalarak bizi şaşırttı.

Sonra Canan Teyze'miz (bakmayın teyze dediğimize, aslında Tolga 'Dayı' sınıfına geçince o da otomatik olarak 'Yenge' oluyor ama onun yerine 'Teyze'yi uygun gördük. Aslında bu paylaşım bana yaradı, bir anda iki kardeşim daha olmuş oldu:)) bize banyo yapmamızda yardım ederken dayımız da olaya fotoğraf boyutunu kattı.

Aslında bu görev Canan Teyze'mizin olmalıydı çünkü kendisi edindiği 'iyi' bir fotoğraf makinasıyla yavaş yavaş bu işin sanatsal tarafına soyunmaya başladı ama tercihini Barış'la haşır neşir olmaktan yana kullandı.:)) Hatta sonrasında da;)

Sonra 10 Kasım geldi. Sabah tam Barış BBC Prime'daki programını izlerken, mutfakta kahvaltı hazırlıklarını sürdüren ben aniden sirenleri duydum. Hemen koşarak NTV'yi açıp saygı duruşuna geçtim. Barış şaşkın bir halde hareketsizlğimi izliyordu. İstiklal marşını söylemeye başladığımda keyifle yanıma gelip kucağıma çıkmak istedi. Sonuna kadar almadım ve sonra onu mama sandalyesine oturtup bir yandan yarım kalan kahvaltımızı hazırlamaya devam ederken bir yandan da neden bu günün önemli bir gün olduğunu anlattım. Anlamış gibi görünmüyordu ama olsun, seneye biraz daha, sonraki seneye daha ve giderek çok çok daha iyi anlamaya başlayacak. Atatürk'ün, Cumhuriyet'in, inkilâpların, Atatürkçü Düşünce'nin, lâikliğin önemini en doğru şekilde anlaması ve üstüne düşenleri yerine getirmesi için biz her zaman onun destekçisi olacağız.

Ertesi gün kahvaltı davetine İde ablamız ve Aras abimiz geldiler.

Tabii bu ikisi Barış'ı ilgilendiren kişilerdi, anne babalarıysa bizim ilgi alanımıza giriyorlar:) Gerçi Barış İde'yle Aras'ın ilgi alanına pek girmiyordu, hatta onlar oyunlarını bozduğunu düşünüp Barış'ı yanlarından almamızı istiyorlardı ama olsun benim oğulcum bunların hiçbirini bilmediği için halinden memnundu:))

Bizim içinse bol sohbetli bir kahvaltı oldu. Yani ülkeyi kurtardık desem yeridir. :)

Kuzunun son birkaç günü böyle işte...Yarın anneannemiz gelecek ve doktor kontrolümüz de var. Suçiçeği aşısı olacağız. Bir de bu gün azı dişimizin çıkmış olduğunu gördük, bu bizim 7. dişimiz.

Ha unutmadan dün ilk kez diş fırçalamaya başladık, Barış'ın çok hoşuna gitti.:) Bu akşam yatmadan yine yapacağız.

Kısa kısa böyle oluyor işte:)

2 yorum:

Ebru Oğuş dedi ki...

tek faal haftasonu biizm degilmis demekki:-))

Adsız dedi ki...

Canım, özledim çok, n'apacaz bilmem...