3 Temmuz 2008 Perşembe

Ve İnsanoğlu Parayı Keşfetti...

Parka gittik bugün, apartman komşumuz ve torunuyla birlikte. Bizimkinin keyfi pek yoktu, oyun parkının merdivenlerinden çıkıp, yukarılardan seyre daldı etrafı. Üzülüyorum bu hallerine. Başka çocuklar arı gibi, koşturuyorlar, çıkıyorlar, iniyorlar, vızır vızır... Bizimki poposu acıyacak diye bir temkinli bir temkinli... Maşallah diyeyim, hiç düşmesi falan olmadı bu yüzden. İyi bir şey gibi duruyor anne-baba açısından ama tembelliği korkutuyor beni.
İyi bir şey demiştim ya, mesela geçenlerde ıslak zemine basıp bir-iki defa kaydı. Şimdi, "Barış ıslak, kayarsın," dediğimizde hemen etrafta tutunacak yer arıyor ya da ayaklarını yavaş yavaş sağlam basıyor ve en kötüsü kucağına almamız için zorluyor. Hayatta hep böyle temkinli hareket etmek istemişimdir, her tür konuda. Ama riske girilmeden yaşanan yaşam biraz keyifsiz geliyor bana. Bu huyunu babasından almış olmalı, hep temkinli hep temkinli...
Ne anlatacaktım, kalemin ucu kaçtı yine. Parkta bir ara komşunun torunu kaydıraktan kayarken, Barış da elimi tutmuş bekliyordu. Komşumuzla sohbet ediyorduk. Bir süre sonra gözüm Barış'a takıldı. Çekingen ve dikkatli bir şekilde arkamda duran adama ve adamın seyyar satış yaptığı tablasına balıyordu. Biraz daha baktım; ağzını şapırdatıyordu ve yüzünde heyecanla karışık, tedirgin, hırs barındıran bir ifade. Gözler cin gibi açılmış, belli ki amacına ulaşmak için plan yapıyor. Adam simit satıyor. :) Bizimki en sonunda bana döndü ve çantama vurmaya başladı. Anlamamış gibi yaptım.(Doğrusu ya hemen anlamadım da, yanılıyor olduğumu sandım.) "Ne istiyorsun oğlum?" diye sordum. 'Ihh'lamalarla çantamı işaret etmeye devam etti. Anladım en sonunda iyice, para istiyordu simit almak için.:))))
Klasik anne cevabı ilk kez çıktı ağzımdan, çünkü ilk kez bu durumu yaşamıştım; Oğlum paramız yok! :))
İnanmadı, ya da ne düşündüyse çantamın fermuarını açıp cüzdanı aradı. Buldu da. Artık kaçarı yoktu, hem zaten bu davranışı o kadar hoşuma gitmişti ki ödül vermek istedim galiba. Simit aldık, üçte biri Barış'a geri kalanı Eren'e. Ama gözünü Eren'in büyük parçasından hiç ayırmadan yedi bitirdi simidini. :)
Bizim girişteki ayakkabılığın üstünde para durur genelde. Faturalar veya kağıt ıvır zıvırı da bekler orada bir süre. Genellikle paraları umursamadan savurur ve kağıtlar içinden kendini oyalayabilecek renkli bir şeyler arar. Tesadüf sanıyordum, bugün oradaki parayı alıp elinde tutmak ve incelemek istedi. Meğer oğlum parayı keşfetmiş artık!:)
Sonumuz hayır olsun...:)

2 yorum:

Ebru Oğuş dedi ki...

e biraz erken olmuş kanımca, biz daha yeni cüzdan edindik mesela:-) allah bülent'e bol kazançlar versin inşallah!!!

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Akıl dilde değil baştadır, sana bunu anlatmak istemiş sanırım.Orada olsaydım park mark demem yatırır mıncıklardım oda kıkırdardı değilmi annesi.