Bence ebeveynler çocuklarına değil kendilerine oyuncak vs. alıyorlar.
Çocukla sürekli bir arada olan kişi için yeni aktivitelerde bulunmak, çocuğun gelişimi kadar kendi ruh sağlığı için de önemli diye düşünüyorum. Bütün gün hep aynı şeyler... Yap yap sıkılıyor insan valla! Bazen Barış'a yeni bir oyuncak, kitap ya da etkinlik malzemesi almayı, belki de kendi başına uzun süre oyalanır umuduyla alıyorum. Hepsi fiyasko olunca, yine yanına oturup günler boyu yaptığımız şeylerin aynılarını yapmak zorunda kalıyorum.
Dün parmak boyalarımızı, sırf aynı şeyleri yapmaktan sıkıldğım için çıkardım yeniden. Temizlik işi kolay olsun diye malzemeleri mutfağa hazırladım. Geçen sefer yaz aylarında olduğumuzdan kısa kollu bir 'body'yle yaptırmıştım, soyup hemen banyoya sokması kolay olur diye. Bu kez üzerine etkinlik önlüğü giydirerek daha temiz çalışma sağlayabileceğimi düşünüyordum. Koca bir yanılgıymış meğer!:(
Önlüğümüzü ilk kez giydiriyordum ve kollarının Barış'ın ölçülerine uymadığını geç fark ettim. Hemen bir makasla keserek genişlettim. Kaçarı yoktu, temiz çalışacaktık. Önce kağıdı boyamakla başladıysa da sonra alanını hemen genişletip mama sandalyesinin tepsisine bulaştırdı parmaklarını. Ve giderek daha fazla bulaştırdı...:(
Özgürlüğünü fark edip ellerini tümüyle boyamaya başladı. Sonra önlüğüne bulaşmış boyayı fırsat bilip o boyalı elleriyle önlüğünü, derken kafasını boyamaya devam etti. Yüzü saçları boya içinde kalmıştı. Sonra beni deniyor gibi eline iki boya kutusu alıp sırtına attı! Hiç ses çıkarmadan onu izliyordum. Bir süre debelenip, mama sandalyesiyle sırtı arasına sıkışan kutulardan kurtulmaya çalıştı, beceremeyince tam mızıklanırken çıkardım hemen. Ve beni denemesinin son adımı o boyaları tek tek aşağı atmak oldu!Vee annenin sabrı buraya kadarmış, hemen banyoya gidildi.

Aslında bu boya meselesine yeniden el atmamın başka önemli bir sebebi var. Geçen gün gazetenin birinde 2 yaşındaki çocuğun sanat eserleriyle ilgili bir haber okudum. Annesi 3 aylıktan beri oğluna sergi gezdirip duruyormuş. Valla çok hayıflandım! Herkesin çocuğunda özel yetenek olacak diye bir şey yok ama istikrarlı bir şekilde bu kadar yoğun resim göstermek, çocuğun bakışını mutlaka değiştirecektir. Haberde çocuğun bir fotoğrafı var; yüzü gözü, üstü başı boya içinde, elinde kocaman bir fırça çalışıyor. 'Özgürlük tanımak gerekli çocuğa,' diye geçirdim içimden. Tabii çocuğa verilecek özgürlüğün annenin başını ne kadar ağrıtacağı gerçeğini unutmuşum. Dün banyo sonrası mutfağın türlü köşelerine bulaşmış boya kalıntılarını temizlerken yine hatırladım.
Böyle bir anneyle benim oğlumun yaratıcı bir ressam olma hayali yok, anlaşıldı! Ya da sevgili oğlumun sanatsal çalışmaları, temizlemek zorunda olmadığımız özel bir mekan bulununcaya kadar bekleyecek!:)
10 yorum:
renlerle erkenden tanışması çok iyi semacım, daha bugün veli toplantısında benimkilerin öğretmenleri boya çalışmalarında hala tek renge takılı kalan çocukları olduğundan bahsettiler, bir iki çocuk varmış sınıfta herşeyi sadece sarıya ya da sadece turuncuya boyuyorlamış. oysa çocukların tüm renkleri kullanmaları çok sağlıklı bir gelişmedir diyorlar..
ama ben okulda nasılsa yapıyorlar diye evde parmak boyası yaptırmıyorum. hasbelkader bir defa çeşmede yaptılar da onların oynaması 15 dakika, benim arkalarını temizlemem 1.5 saat sürünce vazgeçtim:-))
Hımm, bu iyi bir bilgi oldu. Ama benim gibi bir anne şimdi vur deyince öldürür, gider macenta kırmızıları, safran sarıları, turkuazlar, su yeşilleri falan bulur boya renkleri olarak.:))
Umarım benim bu alandaki yeteneğim oğluma geçmiştir. Onunla yanyana resim çalışacağımız günlerin hayalini kuruyorum... Tabii temizlik meselesi hep dert olacak ama ne yapalım. ;-)
Bende bizim meraklı hanımın resimlerle boyalarla haşır neşir olmasını çok isterim ama o boyaları yerde orda burda görme stresine daynamam gibi geliyor dur bakalım belki o zamana kadar değişirim... Bu arada alttaki postunu şimdi okudum, bende kızımın tüm hala ve teyzelerine haber yollicam mutlu olsunlar çünkü artık Ela' da ağlamayı keşfetti ve yeni silahından çok memnun istedğini -geçte olsa- alıyor...
Bu arada Barış nasıl tatlı çıkmış boyalarla ama ben burdan gerildim nasıl temizledin diye:))) biraz tembel gördüm kendimi sanki...;)
Sevgiler ikinizede:)))
vur diyince olduren biri oldugunu anlamak hıc zor degıl:))) resımler super, boyalara devam et, sabrını zorlamaya baslayınca kendılıgınden saklayacaksın onları emınım:)
Dilek'çiğim, keşke evlerimizde onların özgürce çalışabilecekleri, pislenip boyalara bulanabilecekleri alanlar oluşturmaşansımız olsa. Valla benim aklımda balkonumuzun bir kısmını kapatıp bu iş için atölyeye dönüştürmek var. Ben de çok özgür çalışamıyorum çünkü. Belki özgür çalışmak beni de geliştirir.:)
Butterfly, merak ettim nasıl anladın?:-)(Vur deyince öldüren biri olduğumu) Valla şimdiden pastalleri saklıyorum, çünkü bizim kuzu kağıtlara değil serbest alanlara çalışmayı seviyor, mesela sehpa, koltuk, dolap kapakları vs. :-D
bu senin 2. saraçoğlu zaferin. yaşamın boyunca daha birçoklarını göreceksin. tebrikler roberto carlos.
enişte'n.
Sevgili İsimsiz Enişte :))
Oğlum yarın öbürgün bu bloğu okuduğunda, çabalarının ne kadar beyhude olduğunu görerek bir kez daha tuttuğu takımla gurur duyacak. :))
Yaa ne kadar tatlı bişi oğluşuunn MAŞALLAHHHHH.
Teşekkür edrim Evrim, bize tatlı geliyor tabii de başkalarına da öyle geliyorsa ne mutlu! :)
Yorum Gönder