Başlığa bakıp bu bloğun içeriğiyle bağdaştıramayabilirsiniz. Zaten benim bahsedeceğim şey bu kelimelerin tamamen gerçek anlamıyla ilgili olacak.
Bir bebeğin gelişimini izleyerek, 'büyüdükçe' ne kadar törpülendiğimizi anlamak elbette ki mümkün. Daha doğumundan beri Barış'ta bu tip gelişmeler gözümden çoğunlukla kaçmadı. Ama son zamanlarda sıklıkla uyguladığı bir örnek bana gerçekten bloğa konu olacak kadar ilginç geldi.
Barış'ın değer verdiği şeyleri anlamamı sağlayan bir örnek bu.
Tıpkı bir köpeğin en değerli kemiğini özel bir yere kazıp saklaması gibi, Barış da kendi yarattığı bir alana bunu saklıyor.
Televizyona çok yaklaşmaması için salonun şekli uzunca bir süredir değişikliğe uğruyor. Bir zamanlar aslî görevi için kullanılan büyükçe orta sehpamız, bu amaç için bize çok yardımcı oldu. Her değişiklikte sehpayı mutlaka televizyonun önüne koyuyoruz. (Önceleri yatay dururken Barış'ın üzerine çıkmasını keşfini takiben dikey olarak koltuk ve kalorifer peteği arasına sıkıştırıldı.) Ama her koşulda Barış zevkle oynadığı oyuncakları, kitapları, evdeki herhangi bir eşyayı ve hatta elinden zor kurtardığım ıslak mendil yapraklarını bile oraya saklıyor. Bu vesileyle Barış'ın neyi sevdiğini anlamam kolay oluyor.(Henüz beni oraya atmaya çalışmaması düşündürücü. Acaba sevmediğini mi düşünmeliyim:-)))
Bu gün yine bir alışveriş günü düzenleyip, elimizde taze bir kitapla döndük. Kitapla uzun süre vakit geçirdikten sonra hemen götürüp 'mekanına' attı. Oh! İçim rahat etti. Sevdi kitabı demek ki bizim kuzu! :-)
Not: Artık televizyonun önüne çok yaklaştığında kapatılıyor ve istediğimiz yere kadar gerilemedikçe açılmıyor. Şimdilik itaat ediyor ama sonra ne yapar bilmem. :_)
12 Aralık 2007 Çarşamba
Temel İçgüdü! :-)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
minik barış'ın kendine özel bellediği bi köşesi var demekki? seni niye saklamıyor diye hiç üzülme bana kalırsa, oraya sakladığı şeyler arada bir gidip baktığı oynadığı şeyler, oysa sen ona her daim lazımsın, seni her an yanında istediği için sığınağına koymuyor, sadece hep yanında tutuyor:-)
:)))) Valla iyi teselli oldu Ebru'cuğum :)) İhtiyaç duyması iyi güzl de bari arada sırada 'yahu ben bu kadını çok kullanıyorum, sevindireyim garibi,' diye düşünüp şöyle kıyak bir 'Anne!' dese.:) Çocuklar 'anneee!' diye ağlarlar değil mi? Ama bizim kuzu 'Baaabaaaaa!' diye ağlıyor. Gel de gıcık olma! :))
Yorum Gönder