9 Mayıs 2009 Cumartesi

Bir pazar günü... Sabah havanın güzelliğini değerlendirip soluğu Özgürlük Parkı'nda almışız. Güzel bir kahvaltı, sonra çayır çimen oyunları, oyun parkında koşturmaca, pamuk şekerleri lüpletmece falan derken geze geze akşamı etmişiz. Bu arada parkta bize eşlik eden Eylül ablamızın babası Cihan eniştenin şapkasını görüp, hemen kafaya geçirmişiz ve akşama kadar o şapkayı birinin kafadan çıkarması mümkün olmamış.:) Ve hatta öyle ki, akşam banyomuzu yapıp, hemen kafaya geçirmişiz yeniden şapkayı. Nedense şapkayla kendimizi pek bir havalı buluyoruz.:)) Mesela böyle takma şeklini biz göstermedik, kuzu kendisi keşfetti. Şapkayı kafasında evire çevire, yüzünü türlü şekillere sokup durdu bütün gün.
Koltuğun üstünde boş bir bilgisayar bulup, fırlıyor hemen yanına.

Bilirmiş gibi küçük parmağını dolandıra dolandıra kürsörü hareket ettirmeye çalışıyor.

Ben de bu halini görüp, kapıyorum fotoğraf makinasını hemen.

Tam dalmış uğraşırken, flaşla kendine geliyor. Atlıyor koltuktan, geliyor yanıma. Oğlum, diyorum, daha fotoğraf çekmedim. Sen yine git otur, çekeyim de öyle bakarız birlikte.
Sonra Barış Bey'in şovu başlıyor.:) Tam anlamıyla rol yapıyor ve ben de patlatıyorum bir bir flaşları.








Bu akşam da benzer bir durum oldu. Sabah yazlıklarını çıkarırken, üstüne olanı olmayanı ayırıyordum. Babasının daha 1,5 yaşındayken aldığı Galatasaray forması da büyük olduğu için dolabın kıyısına köşesine atılmıştı. Bir anda "Ci bo book" diye heyecanla bağırmaya başladı. (Tabii Beşiktaş taraftarı bir anne olarak bu tanımı beni pek memnun etti.:) Evet oğlum aynen o son dediğinden, diye güldüm.:)) Formayı üstüne giymek istedi. Giydirdim mecbur. Ve o formayı hâlâ çıkarmam mümkün olmadı, keza şu anda altında pijama, üstünde formayla uyuyor.:)Akşam saatlerinde uykudan ne yapacağını şaşırmış bir halde koltuğun altına girmiş sürünüyordu. O kadar güzel görünüyordu ki, hemen makinayı kaptım yine. Ve tabii görür görmez kendi fotoğraflarını görmek için durumunu bozup yanıma geldi. Yine "Oğlum biraz fotoğraf çekelim, öyle bakarsın. Hadi git yine koltuğun altında poz ver, dedim. Bu çocuk sahiden poz vermeyi biliyor. Bakar mısınız?:)











Bu fotoğrafları çekerken aramızda hiçbir diyalog geçmiyor. Tüm pozları nasıl vereceğine kendi karar veriyor. Fotomodel yapçaz biz oğlumuzu.:PPPP
Bu poz verme macerasının daha çok örneği var elimde. Deleyip toparlayıp ekleyeceğim bloga. Olur da yarın öbür gün oyuncu falan olursa, adam olacak çocuğun poku niyetine gösteririz millete.:PPP

3 yorum:

Ebru Oğuş dedi ki...

aman diyim bu forma -hasbelkader- kemer tatiline eşlik etmesin!

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Fanatik Beşiktaşlı bir teyseden de söylediği slogana eyvallah, sonuna kadar katılıyorum. :) Lakin bir forma, bir bebeye bu kadar mı yakışır yahu... Söylemezsek de haksızlık olur.

Senin de dediğin gibi, "artiz olcak bizim oğlumuuuz...."

Oğuz abisi der ki... "Anneee... kocaman olmuuşşş"
Teysesi der ki... maşallaahhh...

sibel dedi ki...

teyzesinin kuzusu...ozledim seni dombolikom.