Yine çok şey birikti. Ama önce bugünü yazmalıyım.
Epeydir Barış'a yetemediğimi düşünüyordum. Yaşı gereği artık sosyal ortamlarda daha fazla zaman harcaması gerektiğine karar verip, oyun gurupları araştırmaya başladım. Araştırmalarımı sonlandırıp Ya-Pa'da karar kıldım ve pazartesi günü tekli görüşmeye yapmaya gittik. Seda adındaki bir ablayla oyun odasında oyunlar oynadı. Kısa sürdü görüşmemiz, çünkü Barış hemen iletişime geçmemeyi, onun yerine bir dolu oyuncak bulunan odada kendi başına keşif yapmayı tercih etti. Uyku saatimize denk geldiği için de ziyadesiyle huysuzdu.:( Birkaç kere isteği yerine gelmeyince ağladı. Ah kuzum, herkes anan baban değil, leb demeden leblebiyi anlayıp uzatsın. Artık başkalarıyla bu dünyayı paylaştığını öğrenme vaktin geldi.:)
Bugün ilk dersimize katıldık, onlar buna 'deneme dersi' diyorlar. Amaç, çocuğun anneyle olan güçlü bağının test edilmesi (yanından ayrılınca ağlıyor mu falan...), yaşıtlarıyla aynı ortamda iletişim kurabildiğinin görülmesi vs... Sonuçta normalde 2 yaşını doldurmamış çocukları almıyorlar. Doldurmuş olanlarıysa yine denemeye tabi tutuyorlar.
Ben hiçbiri için endişe etmedim. Çünkü Barış ben veya babası yanında olmaksızın ortamı benimseyebiliyor. Ve yaşıtlarına ilgisi de epeyce fazla.:)
Anneler (ya da bakıcılar veya bakan her kimse) çocukların yan odasında bekliyor. Bina içinden ayrılmamaları gerekiyor. Diğer dört çocuk da geldiğinde kapılarını yavaşça kapatıp, güzel bir müzik eşliğinde oyuna daldılar. Bekleyenler arasında iki bakıcı kadın vardı. İçeriden oğlumun hiç sesinin gelmemesini şaşırtıcı buldular. Genelde ilk zamanlar annelerinin arkasından ağlar, onların bulunduğu odadan ayrılmazlarmış. Bu duruma sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim doğrusu.:)
Sonuçta 1,5 saatlik oyun saati süresince sadece bir kere kısa bir mola verildiğinde oğlumu gördüm ve Seda ablası çağırınca yine tıpış tıpış oyun odasına geçti.:) Haftada iki gün gideceğiz. Ancak hangi günler olduğunu henüz bilmiyoruz çünkü kuzumun uyku deliliğinden konuşamadık, telefonlaşacağız artık.
Kuzum, başladık işte. Oyun saatleri yerini önce yuva günlerine bırakacak ve ardından anaokul, ilkokul derken eğitim yolun da sen de koşmaya başlayacaksın.:)
* * *
Aslında bir süredir parklara daha sık giderek, sosyalleşme ve sportif faliyetlerimizi hızlandırmıştık. Kuzu ilk kez park ortamında kumlarla oynadı ve çığlık çığlığa koşup oynayan çocukları gözü görmeksizin, doldurup boşalttı kumları.
.
Bir süre sonra kum kamyonunu rüşvet olarak verip arkadaşlar edindi.:))
.
Epeydir severek yürüttüğümüz faliyetlerden biri de kuşlara yem verme. Plastik bardaktan biraz biraz alıp dağıtmayı tam olarak beceremiyoruz hâlâ, ya da üşeniyoruz diyelim. Boca ediyoruz bardağı bir çırpıda bitiyor.:))
Şimdi bunların da konumuzla alakası yok ama günlerimiz nasıl geçiyor anlamında birer fotoğraf karesi olsun.
Ama burada benim onlara dahil olmamla canavarlaşıp, normalde babalarla yapılması gereken güreşe tutuyor beni.:( Bunun bir önceki versiyonu (ne yazık ki fotoğraflara yansımamış) saçlarımdan yele misali tutup çekiştirerek beni acıyla bağırttığı andır.:(
Hah, yeni gelişmelerimizden biri de, normalde çok sık almadığımız ama şu sıralar bir puzzle'ı birleştirmek uğruna aldığımız danone yoğurtları kendi başına yiyor olması. (Not: Reklamlara kanmayınız, yoğurt değil şekerli krema bu yahu!)
1 yorum:
Hayırlı olsun eğitim hayatınızın ilk adımı. Zorlu bir yolculuk her ikiniz için de. Kolaylıklar dilerim. İnşallah okusun da kocaman adamlar olsun paşacık.
Ayrıca da bu yakışıklının, kızların gözdesi olacağını hepimiz biliyorduk zaten. Şaşırmadık yani.:)
Yorum Gönder