9 Nisan 2008 Çarşamba

Uyku Savaşları!

Şaka maka değil, bu iş sahiden savaş yahu!:(
Başlıyorum anlatmaya, hazır mısınız?

Akşam saatlerinde başlayan uyutma eylemi, geceye varmak üzereyken beni epeyce bitkin düşürmüş bir halde sonlanır.(yanılgısına düşerim her seferinde) Sonra doğruca mutfağa gider, çay kahve artık ne içeceksem yapar, kurulurum bilgisayarın başına. Başlarım yazmaya, okumaya... Bu süreç yaklaşık 12'de başladığı için kendime ayırdığım 2-3 saat sular seller gibi geçer gider. Eğer şanslıysam Barış en derin uykusundadır bu saatler içinde. Ya da en fazla 1 kere mızırdanır, gider pışpışlar daldırırım uykusuna. (Çok zorlarsa kaptığım gibi koyarım babasının yanına, onun sıcaklığıyla uyur.)

Saat 3'lere vardığında yatmam gerektiğini düşünürüm. (Halbuki hiç uykum yokken. Ama malum, savaşa dinlenmiş olarak devam etmek gerekiyor.) Yatağında yatıyorsa gider üstünü kontrol eder, yavaşça uzanırım yatağıma. Tam sağa sola dönüp, en rahat uyku pozisyonuna geçtiğimde telsizden onun hareketlenme sesi gelir. Oflayarak gider üstünü örterim. Döner yine yatarım ve aynı şeyleri tekrarlarım. Tam dalmak üzereyken yine kıpırdanır. Ve ben o anda şeytanla pazarlık yapmaktayımdır: "Boşver, üstü açık kalsın bir şey olmaz. Sen uykunu bozma, uyu!" der bana cezbedici sesiyle. Tam teklifini kabul etmek üzereyken gıcık melek çıkagelir; "Aaa olur mu hiç! Git ört üstünü oğlunun, hasta olur sonra. Uykundan kıymetli mi?" der. Meleğe söylene söylene kuzunun odasına vardığımda, şeytanla melek hâlâ kavga etmektedir. Üstünü yine örter gelirim. Aynı şeyler tekrarlanır ve tam ohhh diye iç çekip uykuya dalacağım vakit kuzu yine döner.:(((( Derhal meleğe döner, "sakın sesini çıkarma!Yoksa hayatımdan ebediyen çıkarırım seni!" diye bağırırım. Ama melek öyle bir bakar ki, şeytan o sırada beni kandırmaya dursun ben varırım yine oğlumun yanına. Bu kez sağına ve soluna iki tane örtü örterim; eğer sağa dönerse sol taraftaki örtü sırtına dolanır, eğer diğer tarafa dönersesağ taraftaki örtü sırtını korur diye. Aynı şeyler bir kez daha yaşanır; yatarım, oh çekerim vs... Fakat sonra yine tam dalmak üzereyken Barış yatağın diğer tarafına kendini atar, yani başından ucuna. Dolayısıyla bütün örtüler, yorganlar, battaniyeler vs. altında kalır.:( Sinirle gider alırım kucağıma, getirir yatırırım yanımıza.

Biter mi? Bitmez tabii.:( Bu sefer bir bana sarılır bir babasına. Yine her dönüşünde üstü açılır. Elini boynuma uzatır, içimde şöyle bir dolandırır ama bir türlü ne elini ne ayağını koyacağı yeri beğenmez. Kafasını bir babasının bir benim yastığıma koyar, elimin altına ilk geçen yastığı ortamıza koyar ona yatırırım, yine beğenmez ve en nihayet kalkar oturur yatağın içinde.:(

Sonra dayak faslı başlar. Ay yok yok, bu kadar sinire rağmen döven ben değilim, o! Bir şaplak babaya, bir şaplak bana. "Hey millet uyanııın!" der gibi.:( İki koldan tutar tutar yatırırız aşağı. Aynı şeyleri tekrarlar ve kendini ayak ucumuza doğru atar. Tabii üstü (ve bizim üstümüz) açılmıştır. Şeytan gelir yine, "bırak yaa, nasıl uyursa uyusun da sen de uyu artık," der. "Haklısın," derim ve kıpırdamadan yatarım.

Aslında bu uzuuuun anlatımım kadar kısa değil. Bunlar çok kere tekrarlanır. Ve saat bilmem kaç olduğunda uykuya dalmış oluruz. Uykumun en tatlı yerinde melek gelir yeniden, usulca uyandırır kuzumu gösterir bana. Hâlâ ayakucumuzda üstü açık yatmaktadır, hatta tüm yorganı altına topladığından hepimiz üstümüz açık bir halde yatmaktayızdır. Yavaşça kaldırır getiririm yanıma, alırım kollarımın arasına, öperim, öperim, öperim... Üstümüzü örterim ve sabaha kadar uyuruz en nihayet...

Dolayısıyla sabah yatak tanınmaz haldedir.:)

9 yorum:

Ebru Oğuş dedi ki...

ay ben okumaktan yoruldum bu savaşı, allah sana sabır versin:-)

Geveze Kalem dedi ki...

Ühüü acıma bana, acıma!:P

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

O melek hiç rahat vermez değil mi anne kişilerine.:) Bitecek mi sanıyorsun. On beş yaşında gecenin yarıları odasına gizlice girip, koca ayaklarını yorganın altına sokmaya çalıştığım bir koca kazık ve yatağın çeşitli yerlerinden topladığım (tabii yorgan yastık yerde) bir küçük sıpa için bile dürter durur bu melek beni.:) Moral vermiş gibi oldum ama.:)

Unknown dedi ki...

ya tabi kuzu uykuyu alıo olan anasına oluyo.bu sürenin sonunda zaten sabah olmuş olmuyormu??

Geveze Kalem dedi ki...

Of İncegül of! Bize uyku yok mu bir ömür boyu yani?:)
Bak şimdi nasıl da oğlumun 15 yaşındaki hallerinin hayaline daldırdın beni...:)

Evrimcim olmaz mı hem de öyle çabuk sabah oluyor ki, ben bazen bu kadar az uykuyla nasıl yaşayabildiğime şaşıyorum.:( Oysa ne severdim uykuyu...
Neyse, sen sen ol, çocuk meselesini uykuna iyice doyduktan sonra düşün.;-)

Derin Sularda dedi ki...

Ne kadar tanıdık sahneler, ne kadar tanıdık diyaloglar..;) Ne yapalım annesi bizde tatlı uykulardan gönüllü feragat edenlere dahil olduk böylece. Ama bir gün onlarda yetişkin olduklarında inşallah, kendi evlatlarının üstlerini örtüp, tepinmeleriyle uyanırken bizi hatırlarlar, Elanur'a her baktığımızda babası ve ben hep bizde böyleydik diye düşünüyoruz, ve annelerimizi anıyoruz...
Sevgiler ikinizede.

OzLeM dedi ki...

Sen önce şu telsizi at bi çöpe. Her mızıldamayı duymana gerek yok. Sonra da şeytana uy biraz, bi şeycik olmaz. Sar gövdesini koltuk altından dolma gibi incecik bir battaniyeyle. Dönse de açılmaz. Aykaları falan kalsın dışarıda, bişi olmaz. Tecrübeyle sabittir;-)

Ebru Oğuş dedi ki...

aslında özleme katılmıyor değilim. bak mesela ben az önce kalkarken ikisinin de üzeri açıktı ve yorganın üzerinde yaıyorlardı. ama ben uyanırlar korkusu ile usulcacık çıktım odadan, azcık da açık yatsınlar napiyim:-))
gaddaranneebru

Geveze Kalem dedi ki...

Dilekcim işin kötüsü eşim de ben de fosur fosur uyuyan çocuk türündenmişiz. Ama bizi oğlumun anneannesiyle teyzesi mahvetti.;-)

Özlem, Ebru; Allah'tan bloğu şifreledim de gaddarlığınızı okuyan öğrenen fazla kimse yok.:P Çık çık çık!;-)
Yok yahu, benim meleğin bana gıcıklığı var, ne yapıp edip alt ediyor şeytanı.:(